Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

Adaçayı güçlü bir antioksidan!

Adaçayı güçlü bir antioksidan!

Adaçayı, geleneksel tıpta çok önemli bir yere sahip. Peki, modern tıptaki önemi ne? Türkiye’de kaç çeşit adaçayı var? Adaçayının faydaları ve zararları neler? Nasıl kullanılmalı? Prof. Dr. İlkay Erdoğan Orhan sorularımızı cevapladı.

21 Haziran 2010 13:56
font boyutu küçülsün büyüsün


2010 yılının Ocak ayında medya ve basın organlarında gündeme gelen bir araştırma, “bitkilerle tedavi” alanında olumlu bir gelişmeye imza atmıştı… Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. İlkay Orhan ve Doç. Dr. Mustafa Aslan, geleneksel tıpta kullanılan, halk arasında “adaçayı” ve “mahmude otu” olarak bilinen bitkiler üzerinde yaptıkları araştırmayla Alzheimer hastalığına çare olacak yeni imkânlar ortaya çıkardılar.

İki bilim adamı, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde adaçayı ve mahmude otunun, Alzheimer hastalığına bağlı hafıza iyileştirici özelliğini keşfettiler. Uluslararası bilim dergisi “Journal of Ethnopharmacology”de yayınlanarak kabul gören araştırmayı ilaca dönüştürmek için henüz Türkiye’deki ilaç firmalarından talep gelmediği belirtildi. Yalnızca Türkiye’de sayısı 500 bini bulan Alzheimer hastaları için umut olan ilacın üretilmesi, ekonomiyi de canlandıracak nitelikte. Söz konusu araştırma, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 50. yıl kutlamaları için düzenlenen tez yarışmasında ödül aldı.

Prof. Dr. İlkay Orhan, o dönemde yaptığı açıklamada “Söz konusu bitkilerin özlerinin hafıza üzerine olumlu etkileri oldukları belirlendi. Diğer taraftan, bu özlerin oldukça yüksek antioksidan etki gösterdikleri tespit edilmiştir” açıklamasını yapmıştı.

5-6 Haziran 2010 tarihlerinde Merkezefendi Geleneksel Tıp Festivali kapsamında düzenlenen ‘Bitkilerle Tedavi Sempozyomu’na katılan Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İlkay Erdoğan Orhan, ‘Alzheimer hastalığının tedavisinde bitki kökenli ilaçlar’ başlıklı bir konuşma yaparak bu alanda dünyadaki gelişmeleri de anlattı. Sempozyumda tanışma fırsatı bulduğumuz Prof. İlkay Orhan’dan www.iyilikguzellik.com okurları için “Anadolu Adaçayı” üzerine yaptıkları araştırma konusunda ayrıntıları bizimle paylaşmasını rica ettik. Bizi kırmadı ve tüm içtenliğiyle sorularımızı cevapladı. Söyleşimizin başında tüm okurlarımız adına kendisine teşekkür ediyor ve başarılı çalışmalarının devamlı olmasını diliyoruz…

Adaçayı geleneksel tıpta nasıl kullanılmış, günümüzde nasıl kullanılıyor?
Adaçayı, geleneksel tıpta çok önemli bir yere sahip. Herkesin bildiği bir bitki ve daha çok kışın tercih edilen bir çay olarak kullanımı yaygın... Hatta siyah çaydan sonra en çok tükettiğimiz bitki çaylarından birisi diyebiliriz.

Ülkemizde halk arasında genelde soğuk algınlığına karşı, midevi şikâyetlerde, gaz problemlerinde, ter sökücü veya terlemeyi azaltıcı amaçlı, bazı bölgelerimizde de yara iyi edici olarak kullanılmış.

Güzel ve hoş kokulu bir bitki olduğu için uçucu yağı elde ediliyor. Günümüzde parfüm ve kozmetik sanayi açısından da çok önem taşıyor. Ayrıca yaptığımız araştırmaların sonucunda antioksidan etkisini de tespit ettik.

UNUTKANLIĞI AZALTIYOR

Adaçayı, hafızayı geliştiriyor, unutkanlığı azaltıyor. Yalnız, etki gösteren kısmı uçucu yağı. Bitkiden uçucu yağı aldıktan sonra, uçucu yağdan hazırlanacak bir ilaç Alzheimer karşı olumlu etkiler yapabilir diyebiliriz.

Adaçayı uçucu yağının hafızayı güçlendirme özelliği bilimsel olarak kanıtlandı. Unutkanlığa karşı etkisi var. Adaçayı uçucu yağını koklama yolu ile yapılacak aromaterapi uyarıcı özellikleri ile benzer etkileri gösterebilir…

Avrupa geleneksel halk tıbbında ise hafızayı güçlendirici olarak kayıtlı. Ancak Avrupa’da kayıtlı olan tür Latince ‘Salvia Officinalis’ olarak isimlendirilen tıbbi adaçayı.


Salvia Officinalis (Tıbbi adaçayı)


Avrupa’da salvia officinalis adıyla bilinen adaçayı üzerine İngilizler çok araştırma yapmışlar, bir de salvia lavandulifolia ismiyle bilenen İspanyol adaçayı üzerinde yapılan incelemeler hafıza üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu gösteriyor. Ancak maalesef bu iki tür ülkemizde doğal olarak yetişmiyor, “salvia officinalis"in kültür çalışmalarına başlandı, şu an “kültür bitkisi” olarak yetiştiriliyor. Fakat doğal ortamda yok.


Salvia Lavandulifolia (İspanyol adaçayı)


Türkiye’de kültür bitkisi olarak yetiştirilen tıbbi adaçayı (salvia officinalis), Avrupa’da doğal olarak yetişen ile aynı etken maddelere sahip oluyor mu?
Kültür olarak yetiştirilen elbette doğandan toplandığı ile birebir aynı olmayabilir ama yetiştiği toprak iyi kalitede ise, yetiştirme usulüne göre ve doğal olarak yapılırsa, öncelikle doğru türü temin etmek açısından çok avantajlı, ayrıca kullanmak istediğimiz adaçayını istediğimiz anda doğadan bulamayabiliriz. Doğadan sürekli ve bilinçsiz toplandığı zaman neslinin tükenme riski de var. Eğer bitkinin kültür yetiştiriciliği doğal yetişme şartlarına olarak yapılıyorsa etken madde de kayıp olmaz.    
 
Türkiye’de doğada yetişen adaçayı hangisi?
Türkiye adaçayı türü çeşitliliği açısından çok zengin bir ülke. Latince “salvia” olarak isimlendirdiğimiz adaçayının, ülkemizde 96 türünü tespit edilmiş durumdayız. Bunların kaçı sadece Anadolu topraklarında yetişiyor dediğinizde ortaya “yüzde elli üç” oranında endemik tür çeşidi çıkmaktadır. Yani bu 96 adaçayı türünün ortalama 50 tanesinin sadece Türkiye’de yetişmesi, ayrıca bir ülkede bu kadar çok çeşit adaçayını bir arada bulunması “tür çeşitliliği” açısında çok önemli! Yarıdan fazlasının endemik olması da ülkemiz için büyük bir avantaj…

Endemik olan türlerin yaygın olduğu belirli bölgeler var mı?
Adaçayının yetiştiği yerleri bölge olarak özelleştirmek mümkün değil! salvia olarak isimlendirdiğimiz adaçayı türleri Türkiye’nin doğusundan batısında, kuzeyinden güneyine her yerinde var. Yani adaçayı Türkiye’nin hemen her yerinde yetişiyor ve endemik türler de belli bir bölgede lokalize olmuş değil, her bölgede bulunabiliyor.


Salvia Fruticosa (Anadolu adaçayı)


Peki, adaçayı satın alırken türleri ayırt etmemiz mümkün mü?
Dışarıdan bakıldığında adaçayı türleri arasındaki farkı herkesin ayırt etmesi mümkün değil, ancak çok uzman botanikçi ve biyologların bu türlerin arsındaki farklılıkları ayır edebilir. Hatta onların bile ayırt edemediği noktalar olabiliyor ve mikroskop veya başka cihazlarla özelliklerine inceleyip ayırt ediyorlar. Sonuçta, yapılan incelemeler neticesinde Türkiye’de 96 tür adaçayı tespit edilmiş durumda.

Bu türler arasında “tıbbi değeri” ile öne çıkanlar hangileri?
Bu türlerin içinde bizim halk tıbbında en çok kullanılan ve en çok yetişenlerden biri olan salvia fruticosa dediğimiz “Anadolu adaçayı”  Bu tür ülkemizin hemen her yerinde yetişiyor ama yoğun olarak Ege ve Güney Anadolu’da daha yaygın yetişiyor diyebiliriz.

Ekonomik açıdan bir değeri var mı?
Evet, ekonomik açıdan çok değerli… Aynı zamanda, salvia fruticosa yurt dışına ihraç ettiğimiz bir bitki türü. Ekonomik bir girdi de sağlıyor. Ancak çok fazla değil, maalesef iyi bir tıbbi bitki ihracatçısı değiliz.

Peki, bu kadar çok bitki çeşidini ve endemik türleri bir arada bulunan bir ülke olarak, iyi bir tıbbi bitki ihracatçısı olabilir miyiz?
Elbette… Tıbbi bitkiler çok talep görüyor, ülkemizde arz olabilecek seviyede bitki çeşitliliği olduğu için, büyük potansiyel var.

Yani keşfedilmemiş, önü açık bir sektör diyebilir miyiz?
Evet.

Geçtiğimiz aylarda ödül aldığınız araştırmalara nasıl başladınız?
Avrupa’da salvia officinalis adıyla bilinen adaçayı üzerine İngilizler çok araştırma yapmışlar, bir de salvia lavandulifolia ismiyle bilenen İspanyol adaçayı üzerinde yapılan incelemeler hafıza üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu gösteriyor. Biz de ülkemizde yetişen 96 tür üzerinde acaba aynı etkiler var mı veya daha iyi bir etki bulabilir miyiz? diye incelemelere başlayarak yola çıktık. 96 türün 85’i üzerinde araştırmalarımızı tamamladık. Yaptığımız incelemeler sonucunda salvia fruticosa dediğimiz “Anadolu adaçayı” ön plana çıktı.

Ancak burada çok önemli bir nokta var! Halk bu 96 tür arasından öne çıkan salvia fruticosa’yı nereden temin edecek? Aktarlarda veya halk pazarlarında adaçayı olarak satılan çay ne? Bunun üzerine bir tez çalışması yaptık.

Yaklaşık 25 ilden aktarlar ve halk pazarlarından olmak üzere, “bir demet adaçayı istiyorum” diyerek toplam 87 tane örnek topladık. Bunların botanik olarak teşhislerini yaptık. Aynı zamanda halk bunu ağırlıklı çay olarak tükettiği için biz de bu adaçaylarından çay olarak ekstreleri hazırlayıp antioksidan özelliklerini inceledik.

ANTİOKSİDAN ETKİYE SAHİP

Antioksidan etkilerine baktığımızda yüzde 12 ile yüzde 70 arasında değişen oranlar tespit ettik.

En yüksek antioksidan oran hangisinde?
Yine Anadolu adaçayında en yüksek etkileri gördük. Ancak Anadolu adaçayı olup yüzde yirmi antioksidan etkiye sahip bitki de teşhis ettik. Tabi bunun altında başka sebepler aramak gerekiyor. Bir aktar en fazla bir yıllık ürün satarken, diğeri iki yıllık eskimiş ve etkisini yitirmiş adaçayını satabiliyor. Ayrıca bitkinin yetiştiği toprak, iklim, aldığı yağmur, toplanma şekli ve zamanı da özelliklerini etkileyebiliyor. 
 
Yüzde 70 antioksidan etkiye sahip adaçayını biz Gaziantep’ten almışız ama bu bitkinin oradaki aktara nereden geldiğini bilme şansımız olmadığı için şu bölgeden toplananda daha çok antioksidan etki var demek henüz mümkün değil.

Tüm bu çalışmaların sonunda ulaştığımız sonuca kendimiz de çok şaşırdık. Adaçayı olarak toplattığımız 87 türün normalde tek bir bitki türü olmasını beklerken 7 farklı bitki türünün adaçayı olarak hakla sunulduğunu gördük. Tabii bu 7 tür birbirine çok yakın halk arasında salvia (adaçayı) olarak dağ çayı fleridis türüdür. Adaçayı ile bir ilgisi yok. Ancak aktarlara gidip adaçayı istediğinizde dağ çayını veriyorlar.  
 
Bu yedi bitki türü aynı familyadan geldiği için karıştırılmasını bir derece anlayabiliyorsunuz ama bir türün ne olduğunu bile teşhis edemedik. 87 türün arasından bir türün familyası bile teşhis edilemedi

İkinci tez çalışmamız doğadan toplanan örnekler üzerine, burada da antioksidan etkiler üzerinde farklılıklar tespit ettik.

Adaçayı bitkisini kullanırken nelere dikkat etmeliyiz?
Çok fazla ve uzun süreli kullanımlarda yan etki olarak yüksek tansiyon problemleri ortaya çıkabilir. Ayrıca halk arasında, gaz söktürmek amacıyla küçük bebeklere de verilebiliyor. Bunda da çok dikkatli olunması gerek. Geçtiğimiz günlerde bununla ilgili bir vaka ülkemizde yaşandı. Bebekte ortaya çıkan iritasyon, deri döküntüleri, kaşıntı ve birtakım başka etkilerin adaçayının uçucu yağından kaynakladığı tespit edildi. 1-2 yaşındaki bebeklerde adaçayı hiç kullanılmamalı! 2 yaşından itibaren de çok dikkatli kullanılmalı…

Düzenli kullanılacaksa ve sık tüketiliyorsa günde en fazla bir fincan içilmesi yeterli olabilir. Demleme usulüne gelince halk arasında genlikle bir-iki dal adaçayı sıcak suyun içinde bekletilerek demlenir ve içilir. Burada demleme ve adaçayını bekletme süresi iki-üç dakikadan fazla olmamalı, uzun süreli bekletmelerde bitkideki zararlı etkiler çaya geçebilir. İçim sırasında, acı tadı önlemek amacı ile adaçayı bitkisinin çayın içinde olmamasına dikkat edilmeli.
 
Adaçayı hafif etkili bir bitkidir. Soğuk algınlığı geçiriyorsanız doktorunuzun kontrolünde kullandığınız ilaçlar varsa onlara destek olarak veya hastalık çok hafifse tek başına kullanılabilir.

Çay olarak yemekten 1-2 saat önce veya sonra içilebilir. Yani yemek anında, yemekten hemen önce veya sonra içilmemeli. Vücuda aldığımız tüm bitki çayları yediğimiz yemekler veya varsa kullanılan ilaçlar ile etkileşiyor. Bu sebeple zamanlamaya dikkat edilmeli.

Sürekli ilaç kullanımı varsa ilaçla birlikte değil, ilaçlardan en az yarım saat önce veya sonra içilebilir.
 
Günlük yaşamımızda farkında olmadan aldığımız serbest radikaller vücuttan atmak ve kötü hastalıklardan korunmada antioksidan etkisinden nasıl faydalanabiliriz?
Serbest radikaller vücuda bir şekilde giriyor, bu serbest radikaller Alzheimer, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve kansere sebep olabiliyor. Antioksidan etkili bir çay içerek bunun antioksidan etkisi ile vücudunuzda bir savaş başlatmış oluyorsunuz. Adaçayının antioksidan etkisi kanıtlandığı için bu özelliğinden çay olarak kullanarak faydalanılabilir.

Adaçayı bizde çok önemli bir bitki, aynı zamanda geleneksel tıpta önemli bir yere sahip. Modern tıbba da giriş yaptı bununda gerisi gelecek...

Adaçayı türlerimize ülke olarak sahip çıkmamız gerekiyor. Ayrıca köylülere teşvik verilerek talep görülen türlerin kültürü yaptırılabilir ve ihraç edilebilir. Ülke içinde de doğru bitki çeşidi aktarlara girebilir. Hem ülke içinden hem de ülke dışından ekonomik girdi sağlanabilir… Halk doğru bitkiyi alıp kullanabilir…

www.iyilikguzellik.com özel Nihal Doğan


 








Bu haber 4,276 defa okundu.


yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok








İyilik Güzellik'te arama yapın