En Sıcak Konular

Haplarla tedavi tarihe karıştı!

13 Mayıs 2008 22:29 tsi
Haplarla tedavi tarihe karıştı! Hastalıklar hızla yayılıyor. Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu’na göre bir an önce okullarda “önleyici tedavi” ders olarak okutulmalı. Çünkü artık ilaçlar tedavi etmiyor, sadece günü kurtarıyor.

Son günlerde gazetelerde birbiri ardına tohumlarla, bitki gen kaynaklarıyla, bunların ticaretiyle ilgili haberler okuyoruz. Bir yandan Norveç’te ücra bir adadaki mağaralarda Avrupa “Nuh’un Ambarı” dediği bir tohum bankası oluşturuyor. Bir yandan, ülkemize özgü gen kaynaklarının yurtdışına kaçırıldığı, burada yabancı biyoteknoloji şirketlerince sahiplenilerek patent alındığını okuyoruz. Başka bir yanda yabancı tohum şirketleri genleriyle oynanmış tohumları ülkemize dayatmak istiyor. Bunlar parça parça gördüklerimiz. Fitoterapi (bitkilerle tedavi) alanında en önemli akademisyenlerimizden Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu’na, bu küçük gibi görünen detayların aslında ne anlama geldiğini sorduk. Sayın Saraçoğlu’nun aktardıklarını dört bölüm halinde yayınlıyoruz:

Söyleşinin birinci bölümü için tıklayınız: http://www.iyilikguzellik.com/haber.php?haber_id=33
Söyleşinin ikinci bölümü için tıklayınız: http://www.iyilikguzellik.com/haber.php?haber_id=36


“Artık tedavi yok!

Konunun başında da söyledim, bütün bunlara çok geniş açıdan bakmak zorundayız.

Bugün ülseratif kolit, kanser, Crohn, romatizma, şeker hastalığı (diyabet), romatoid artirit, romatizma, lupus, ALS, motor nöron, hepatit, bunların hiçbirinin tedavisi yok. Hayatınız boyunca ilaç sanayiinin önermiş olduğu ilaçları kullanmakla yükümlüsünüz.

Tedaviden anlaşılan şey, belli bir müddet, hekimin size verdiği ilaçları kullanarak o hastalıktan kurtulmanız anlamına gelir. Bugün için artık tedavi yok. Sadece ve sadece günü geçirmek var.

İlaç harcaması kalkınmaya engel

İşte bu, Türkiye’nin kalkınması için gerekli olan para kaynaklarını ilaca yatırması, belini doğrultamamasıdır. Ne askeri harcamalar, ne teröre karşı olan mücadele Türkiye’yi yıpratacak bir harcama değildir. Türkiye’yi yıpratan, kalkınmasının önündeki en büyük handikap ilaca yatırılan paradır.

İnsanlar son nefesine kadar kemoterapi ilaçları, radyoterapi, şeker, romatizma, hipertansiyon ilaçları ile günü geçirmek mecburiyetinde kalmışlardır. Burada amaç, demin de söylediğim gibi, tedavi değil, günü geçirmektir.

Önleyici ve koruyucu tedavi okullarda ders olmalı

Ama bugün, bizim şifalı bitkilerimizle, tedavi edici gücü olan bitkilerimizle, bu yukarıda saymış olduğum bütün hastalıklar önlenebilir ve biz bunlara karşı korunabiliriz.

Bu konuda, ilkokuldan itibaren, ortaokul, lise ve üniversitelerde önleyici ve koruyucu tedavinin ne olduğunu gençlerimize anlatmak zorundayız. Bu dersi, haftada bir ders olarak, her vatandaşın alma mecburiyeti olmalı, bu da T.C. devletinin vazifesi olmalıdır.

Romatizma, şeker hastalığı, hipertansiyon, bunlar hep önlenebilir hastalıklardır.

Eskiden, eskiden dediğim de daha 30 yıl öncesine kadar, bir mahallede veya bir köyde şeker hastası olan bir kişi, bilemediniz iki kişi olurdu ve herkes de onları tanırdı. İşte, Ali Efendi ile Hasan Efendi şeker hastası diye bilinirdi.

Şimdi, bu hastalıklar hızlı bir şekilde yayılıyor. Neden? İşte bu zirai ilaçlar, hormonlu besinler, katkılı besinler, kullandığımız cep telefonları da buna dâhil olmak üzere, insan sağlığını, insan metabolizmasını olumsuz etkileyen faktörlerdir.

İşin ekonomik boyutu

Bunun nasıl sonuçları oluyor? Almanya’ya bakarsak sadece romatizma tedavisi için bir yılda harcanan para 25 milyar dolardır. Hepatite karşı yılda 25-30 milyar dolar harcarlar. Kalp-damar rahatsızlıklarına harcanan para ise 100 milyar doların üzerindedir.

Türkiye’de ise tüm sağlık sektörüne ayrılan para 14 milyar dolardır. Bu paranın yüzde 80’i ilaç ve alet-edavat alımına gider. Alet derken, röntgen, ultrason, renkli doppler, ekokardiyografi cihazları alınır. Geri kalan yüzde 20 ile hekim ve hemşirelerimizin maaşı ödenir, az bur kısmı ile bina yapılır.

Şimdi başka bir konu, Türkiye’de birçok insan hepatit B ve C hastasıdır. Tedaviye muhtaç yüzde 1 insan var, yani 700 bin kişi var. Hepatit için gerekli olan bir yıllık tedavi (ki biz buna interferon tedavisi diyoruz), 52 bin dolardır. 52 bin dolarla 700 bini çarptığımız zaman karşımıza çıkacak olan rakam 36 milyar ABD doları. Bizim sağlık bütçesine ayırdığımız toplam para nedir? 14 milyar dolar. Oysa bunun birkaç katını bizim sadece hepatit için ayırmamız lazım.

Delikanlılarda bile sperm sayısı düşüklüğü görülüyor

Türkiye genç nüfusuyla övünüyor. Bu doğrudur, ancak bugünkü doğal olmayan beslenme, artık doğal olmayan çevre şartları, doğal olmayan yaşam biçimi hastalıkların yayılmasında birinci derecede etken hale gelmiştir.

İleri yaş hastalıkları orta yaşa, orta yaş hastalıkları da genç yaşa inmiş durumda. 15-16 yaşlarındaki genç kızlarımızda polikistik over ve adet düzensizlikleri çoktan başladı. Genç erkeklerde, delikanlılarda sperm sayısındaki düşüklük görülüyor. Ülseratif kolit, Crohn hastalığı, şeker hastalığı orta yaşın altına inmiş durumda.

5-6 yıl sonra övündüğümüz bu genç nüfusumuzun hızla yayılmakta olan hastalıklar karşısında bir kaosa sürükleneceğimiz gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Burada, bilinmesi gereken şey, ilaç sanayiinin hedefi tedavi etmek değildir. Hastayı yaşamı boyunca bu ilaca mahkum etmektir.

Yukarıda yaptığımız hesapların ışığında Türkiye’nin belini büken, kalkınmasının önündeki, ülke ekonomisinin önündeki en büyük engel sağlıktır. Türkiye bir an önce önleyici ve kuruyucu hekimliği öğrenmelidir. Halkımızın bu eğitimi alması, devletimizin bu eğitimi vermesi şarttır.

Aksi takdirde, Türkiye sağlık sektöründe büyük kaosların kapısını açmış durumda. Hızlı bir şekilde doğal tohumlarımızı tekrar geri kazanmamız lazım. Anadolu toprakları bunun için yeterlidir.”

Söyleşinin dördüncü bölümü için tıklayınız:
http://www.iyilikguzellik.com/haber.php?haber_id=38

iyilikgüzellik.com özel

 



Bu haber 3,604 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,529 µs